Çaldıran Savaşı

Şah İsmail…1501 yılında Safevi devletini kurmasından 1510 yılına gelene kadar bölgesinde muazzam bir güç haline geldi. dünyada, Avrupa’dan sonra Osmanlı’ya karşı koyabilecek İkinci bir güç olmuştu. Şah İsmail ve tebaasının çoğunluğu Türklerden oluşurdu. gücünün asıl kaynağını ana doludaki Türklerden almaktaydı. bunu da Osmanlı’ya tamamen zıt bir mezhep görüşünü kullanarak elde ediyordu. Ahund’larıyla ana doluda ve civar bölgelerde Şiiliği yayarak kendine büyük bir Şii ordusu kurmaktaydı. çocukluğundan İtibaren bu amaç doğrultusunda yetiştirilmişti ve genç yaşına göre muazzam bir zekaya sahipti.

Osmanlı’ya doğrudan saldırmak yerine, Osmanlı tebaasındaki Türkleri elde etmek ve İç karışıklıklarla Osmanlıyı zayıflatmak niyetindeydi. Osmanlı şehzadelerinin birbiriyle taht kavgasına düştüğü bir dönemde aradığı fırsatı bulmuştu. Anadolu Kızılbaşlarına her bölgede İsyan etmeleri emrini vermiş ve Osmanlı’nın yıkılışını seyretmeye başlamıştı. ancak İsyan 1 sene İçinde bastırılmış ve İşler umduğu gibi gitmemişti. İsyan başarılı olmayınca senelerdir Osmanlıda yetiştirdiği Şiilerinin çok büyük bir bölümünü kaybetmişti. Şehzade Ahmed’in padişah olmasını beklerken veli Bayezid’in, tahtı şehzade Selim’e bıraktığını duyunca endişelendi. zira şehzade selim’in kendisini ve emellerini çok İyi bildiğini biliyordu.

Tebriz zulmünden kaçan Sünnileri, selim Trabzon taraflarında himaye etmişti. Erzincan’da şah’ın ordularını küçük bir eyalet ordusuyla o bertaraf etmişti. Sultan Selim her şeyin farkındaydı. biliyordu. Sultan Selim’in mutlaka üzerine yürüyeceğini düşünüyordu. Bunun İçin şimdiden hazırlıklara başlamalıydı.

21 mart 1514 salı günü Sultan Selim Han 30.000 kişilik ordusuyla Edirne’den yola çıktı. 10 günlük yolculuktan sonra ordu İstanbul’a geldi ve Sultan Selim Eyüb Sultan hazretlerinin türbesini ziyaret ederek dualar etmiş ve 1 ay kadar burada kalarak top, silah ve erzak tedariklerini yaparak son hazırlıkları tamamlamıştı.

23 nisan’da İzmit’e varan ordu burada dinlenmekteyken Sultan Selim, Şah İsmail’e bir mektup yazdı. Sultan Selim Anadolu’da evvelce yakalanmış, kılıç İsmindeki bir Kızılbaş İle bu mektubu Şah İsmail’e gönderdi. Bu kadar sert yazmasının nedeni şah’ın İzzet-İ nefsine dokunup onu bir an evvel harp meydanına çekmek İçindi. Zira yolculuk ne kadar uzun sürerse o kadar Osmanlı ordusunun aleyhine olacaktı.

ordu Konya’ya vardığında Mevlana Celaleddin-İ Rumi’nin Tebrizli Şems’in ve Sadrettin Konevi’nin kabirlerini ziyaret ve dualar ettikten sonra Kayseri’ye geldiğinde Dulkadiroğlu Alaüddevle Bozkurt beye bir mektup gönderdi. Ancak Alaüddevle bu teklifi reddederek cihad’a katılmamayı seçti.

Sultan Selim Sivas’a geldiği vakit, ordusunu bir yoklamaya tabi tutarak sayılarının 140.000 kişiye ulaştığını gördü. Ordusundan 40.000 kişiyi ayırarak İskender bey komutasında Kayseri ve Sivas arasında konuşlandırdı. Bunun sebebi, Anadoludaki Alevilerin sefer esnasında yeni bir İsyan başlatabilme riskine karşı bir önlem almaktı. Her ne kadar Şahkulu İsyanı bastırılsa ve Alevilerin başları ezilmiş olsa da Selim han sadece müfrit yani olaylara karışmış teröristleri cezalandırmıştı. Dolayısıyla geride hala çok ciddi bir alevi kitle mevcuttu 18 temmuz’da Erzincan’a gelindiğinde şah’ın elçisi Akaybevey Sultan’a şah’ın mektubunu İletti.

İlginizi Çekebilir :  Malazgirt Savaşı Özet

Sultan Selim bu mektubu duyunca çok sinirlendi ve şah’ın elçisinin afyon dolu kutuyu uzatışındaki küstah tavırlarından da dolayı elçiyi İdam ettirdi.

Osmanlı ordusu Erzincan’dan İtibaren çok sıkıntılı bir döneme girdi. Şah İsmail Osmanlı ordusunun geleceği güzergahtaki su kuyularını kapatmış, ekin tarlaları İle yiyecek stoklarını yaktırmıştı. Ordu zahire bulamaz hale geldikçe askerin homurtuları artmaya başlamış, geri dönelim düşüncesi yayılmaya başlamıştı.

Şah’ın da amacı buydu. Sultan’ın karşısına çıkmıyor ve askerinin direncinin kırılmasını bekliyordu. Selim haftalardır karşısına çıkmayan şah İsmail’e bir mektup daha yazarak şunları söyledi.

Demiş ve şah İsmail’e kadın elbiseleri göndermişti…

Sultan Selim Han, Molla Süleyman Köyü’ne gelince orduya 2 gün İstirahat verdi. Burada Gürcistan prensi mirza Canbey han’ın gönderdiği elçiler gelerek 300 deve İle orduya yiyecek getirmişlerdi. İstirahat sırasında İran şah’ının ülkenin İyice İçerilerine çekilmiş olduğu söylentileri yayıldı. Osmanlı ordusu çok yorulmuş ve Safevilerin karşılarına çıkmamalarından dolayı sinirli bulunmaktaydı. Askerin İsyanı son noktasına gelmiş ve asker ayaklanmıştı. Hatta aralarından şah’ın casusu olabilecek bazı densizler Sultan’ın çadırına ok atmış ve tehdit mektupları bırakmıştı.

Ordu gerçekten İsyan noktasına varmıştı. İşte o noktada Selim han çadırından çıkarak atına bindi ve yüksek sesle orduya hitap etti:

diyerek atını İleri sürdü.

Bunun üzerine askerler yine Selim Hanın peşine takılarak İsyanından vazgeçti. Çünkü sultan bu konuşmasıyla onları utandırmış ve morallerini yükseltmişti. Bir kaç gün sonra Şah İsmail’in Çaldıran’a doğru geldiği haberleri Sultan’a ulaşınca ordudaki İsyan hali yerini cihad ruhuna bırakmıştı. Süratli bir şekilde ordu bir kaç gün İçinde 23 Ağustos akşam vaktine yakın Çaldıran ovasına vardı. Şah İsmail’in ordusunu hazır bir şekilde orada mevzilenmiş buldular.

Şah İsmail’in ordusunun mevcudu 80.000 kişiydi ve tamamen atlılardan oluşuyordu. Bu ordu 10 senedir çok dinç bir orduydu. 10 senedir savaşmaktaydı  ve son derece tecrübeli bir ordu İdi. Ancak Osmanlı ordusu ile ilk kez karşılaşıyorlardı.

İlginizi Çekebilir :  2017 - KYK burs maaşları ne zaman yatacak? Bu sene ne kadar?

Ordunun yüzde 90’ı Afşarlı, Karamanlı, Dulkadirli ve Varsaklı Türklerden oluşmaktaydı. Ordu sağ ve sol olarak İki bölüğe ayrılmıştı. 40 bin kişi şah İsmail komutasında sağ kanattaydı. Diğer 40 bin kişi ise Diyarbekir beylerbeyi Ustacalıoğlu Mehmet han  komutasında sol kanattaydı.

Osmanlı ordusu mevcudu İse 100.000 di. Ordu hilal şeklinde dizilmiş ve üçe ayrılmıştı. Merkezde Vezir-İ Azam Hersekzade Ahmed Paşa, sağ kanatta Anadolu Beylerbeyi Sinan Paşa ve sol kanatta Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa bulunuyordu. Bu İki kanatta ve merkezin arka kısmında 8’er bin kişilik yaya azap birlikleri bulunuyordu. Onların da arkasında büyük toplar bulunmaktaydı. Sultan Selim Han ise bu savaşı yüksek bir tepeden takip edecek ve adeta satranç oynar gibi savaşı buradan yönetecekti.

Şah İsmail Osmanlı harp taktiğini çok İyi biliyordu. Osmanlı ordusunun düzenini de ele geçirmiş olduğu esirlerden öğrenmiş bulunmaktaydı. Şah İsmail hiç beklemeden hücum emri verdi. Genişten alarak kendisi Osmanlı sol kanadına doğru at sürerek yıldırım gibi Rumeli askerlerine çarptı. Yine aynı şekilde Ustacalıoğlu Osmanlı’nın sağ koluna saldırmıştı. Hedefleri sağ ve solu yararak merkezde birleşmek ve Osmanlı’yı kıskaca almaktı.

Şah İsmail öyle etkili saldırmıştı ki Rumeli askerleri aniden bir bozguna uğradı ve Osmanlı’nın sol kanadı birden çöküvermiş, Rumeli beylerbeyi Hasan Paşa şehit düşmüştü.

Sultan Selim sol kanadının çöktüğünü görünce hemen akıncı birlikleri komutanı Malkoçoğlu Ali ve Turali Bey’i Rumeli askerlerine destek İçin göndererek Şah İsmail’in özellikle öldürülmesini emretti. Bunun üzerine merkezden yola çıkan akıncı birlikleri şahın ordusunu sarınca bu bölgede kıyasıya bir muharebe oldu bu sırada Ustacalıoğlu da Şah İsmail’in taktiğiyle Anadolu beylerbeyi Sinan paşa’nın ordusuna saldırmıştı. Lakin Sinan paşa çok yaman bir paşaydı. Ustacalıoğlu’nun üzerine geldiğini gördükçe ordusunu bir yelpaze gibi açarak yaymaya başladı. Ustacalıoğlu İlerleyerek bu yelpazenin İçine giriverdi ve ne olduğunu anlamadan Sinan Paşa arka taraftaki askerlerine çekilmelerini emretti. Arka taraftaki atlılar sağa doğru açılınca Ustacalıoğlu’nun atlıları bir anda kendini Anadolu azaplarının önünde buldu. Azaplar hızlı bir manevrayla geri çekilerek meydanı toplara bıraktılar. Toplar bir ejderha gibi ateş kusmaya başlayınca Sinan paşa ordusunu hemen toplamış ve Ustacalıoğlunun atlılarını arkadan sararak topların önüne İtmeye başlamıştı. Ustacalıoğlu top atışlarına fazla dayanamadı ve 40.000 kişi olan atlılarının neredeyse tamamı telef edildi. Ancak şah İsmail ve askerleri çok ciddi bir direniş gösteriyordu. Rumeli askerleri geri çekilmişti. Akıncı birlikleri de zayıflamış ve Malkoçoğlu Ali ve Turali Beyler şah’ın askerleri tarafından şehit edilmişti.

İlginizi Çekebilir :  Memurluk Neden Popüler?

Şah akıncı birliklerini de yararak merkeze doğru İlerlemeye başladı. Bu noktada Sultan Selim yeniçerileri Şah İsmail’i karşılaması İçin harekete geçirdi. Tüfekli yeniçeriler şah’ın önünde bir set oluşturarak tüfeklerini ateşlemeye başladılar. Rumeli birlikleri geri dönerken akıncılar da şah’ın arkasından vurarak Şah İsmail’i bir çember İçine soktular. Sinan Paşa Ustacalıoğlu birliklerini yendikten sonra merkeze yardıma koştu. Şah’ın ordusu tamamen bir kıskaca alınmıştı. Yeniçeriler savaş alanında Şah’ı öldürmek İçin yeltendiklerinde Şah kılığındaki fedaileri şah benim diyerek öne atıldığından dolayı bir başkasını öldürmüş, Şah da bu sayede atını değiştirerek kaçmayı başarmıştı.

Şah’ın çadırlarının bulunduğu bölümde tüm hazineleri ve eşleriyle birlikte komutanlarının askerlerinin eşleri de bulunmaktaydı. Ancak Şah’ın oraya uğrayacak kadar bile vakti yoktu. Zira akıncı birlikleri şah’ın peşine takılmıştı. Muharebe kesin bir Osmanlı zaferi İle sonuçlanmıştı. Şah’ın hazineleri ve bir eşiyle birlikte diğer komutanlarının eşleri ve bir çok şah askeri Osmanlılara esir düşmüştü.

Safevi ordularıysa adeta kıyıma uğramıştı. Osmanlılar  bu savaşa sufi kıran adını vermişlerdi. Şah Tebriz’e kaçmış ve yanına alabildiği kadar değerli eşyalar alarak derhal Tebriz’den ayrılmıştı. Sultan Selim Tebriz’e doğru hareket etti. Tebriz halkı İse heyecanla Sultan Selim’i beklemekteydi.

Sultan Selim 6 eylül tarihinde Tebriz’e girerek kendisini bekleyen ve yıllarca susturulmuş öldürülmüş, kendini gizlemek zorunda kalmış Sünni halk tarafından karşılanmıştı. Halk dualar ediyor ve Allah’a şükrediyordu . Sultan Tebriz’e girer girmez Şah İsmail’in seneler önce kapattırdığı Gök Mescid Ulu Camii’nin açılmasını emretti ve İlk cuma namazını orda kıldırdı.

Hatip, hutbede hamd ve salavattan sonra 4 büyük halife,Hz. Ebu Bekir, Hz.Ömer, Hz.Osman ve Hz. Ali’nin tek tek şanlarını överek İsimlerini zikrettiğinde İse cemaat ağlamaya başlamış ve ” Allahu Ekber “diyerek çok büyük bir manevi atmosfere bürünmüştü. Sünni halk bugünleri gösteren Allah’a hamd olsun demişti. Yavuz’u gönderen Allah’a hamd olsun…

Hazırlayan: Yemliha Toker

twitter.com/yemlihatoker

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*